Hemşirelik Tanıları El Kitabı
Hemşirelik Tanıları El Kitabı
Hemşirelik Tanıları El Kitabı
Hemşirelik Tanıları El Kitabı
Hemşirelik Tanıları El Kitabı
Hemşirelik Tanıları El Kitabı
Hemşirelik Tanıları El Kitabı
Hemşirelik Tanıları El Kitabı
Hemşirelik Tanıları El Kitabı

Hemşirelik Tanıları El Kitabı (9789754208856)

İndirim Oranı : %10 İndirim
Fiyat : ₺50,00
İndirimli : ₺45,00
Toplam Stok Adedi : 70

ISBN: 9789754208856

Yazar: Carpenito-Moyet

Çeviri: Prof. Dr. Firdevs Erdemir

Yayınevi: Nobel Tıp Kitabevleri

Basım Yılı: 2012

Sayfa Sayısı: 790 Sayfa

Baskı Sayısı: 13

HEMŞİRELİK TANILARI EL KİTABI

Kitabın Türkçeleştirilmiş İlk Baskısında - Çevirenden Birkaç Söz

Hemşirelik tanıları üzerine ...

Hemşirelik tanılarının kullanımı göreli olarak yeni olmakla birlikte, tanılama eylemi Florance Nigtingale ve meslektaşları tarafından yerine getirilen, modern hemşirelikle aynı yaşlarda olan bir olgudur. Son 25 yılda ise, hemşirelik hizmet verdiği birey / grupların hemşirelik bakımı ile ele alınan problemlerini adlandırmakta ve sınıflamada standart bir terminolojiye doğru gitmektedir.

1973 yılında, Kuzey Amerikan Hemşirelik Birliği (NANDA-North American Nursing Diagnosis Association; 1982 yılına kadar olan adıyla National Task Group for the Classification of Nursing Diagnosis) ilk hemşirelik tanıları listesini yayınlamıştır. O zamandan beri, hemşirelik tanılarına ve tanıların klinik ortamlarda uygulanmasına kullanılmasına gösterilen ilgi giderek artmıştır. 1970 'Zerde hemşirelikteki ana konu; hemşirelik tanıları için bir sınıflama sistemine gerek olup olmadığı ve bunun değeri konusu iken, 1980'/erde formal bir taksonominin gerekliliği konusunda yaygın bir görüş birliği oluşmuştur. Hemşirelik literatürü bu ilgiyi yansıtmaktadır. Literatürde, hemşirelik tanıları hakkındaki teorik ve araştırmaya dayalı makale sayısı 10 yılda 100 kat artmıştır. Sister Callista Roy, Martha Rogers, Doretha ürem gibi hemşire teoris­yenler bu çalışmalara önemli katkılarda bulunmuşlardır. 1990'/ı yıllarda, bu alanda tartışılan konular; (1) Bakım verilen bireylerin spesifik hemşirelik tanılarının kritik düşünme süreçleri yoluyla belirlenmesi ve bu tanıların bakım planı kapsamında belgelenmesi, (2) Hemşirelik tanılarının çeşitli bakım ortamlarına ve bakım modellerine (örn., vaka yönetimi, birey merkezli bakım modeli) uygulanması, (3) Tanısal adlandırma ve kavramların geçerlilik çalışmalarının tamamlanması ve (4) Uluslar arası katkılarla evrensel bir fikir birliğinin ve standardizasyonun ve böylece Dünya Sağlık Örgütü'nün hemşirelik tanıları sınıflamasını bir taksonomi olarak kabul etmesi için gerekli koşulların sağlanmasıdır.

Elinizdeki kitap üzerine ...

Bu el kitabı hemşirelik tanıları kavramlarını öğretmek amacıyla değil, tanıların kullanımını kolaylaştırmak üzere bir başvuru kaynağı oluşturmak niyetiyle yazılmıştır. Kitabın giriş bölümünde; bir hemşire­lik tanısını oluşturma süreci, tanıların ayırt edici özellikleri, hemşirelik tanılarının kollobratif problemlerden farkı, hemşirelik tanısı tipleri ve bir hemşirelik tanısının doğru bir şekilde nasıl formüle şekillendirilip, ifade edilebileceği konularına yer verilmektedir.

1. Bölümde NANDA tarafından onaylanan ya da klinik kullanım için denenmesi önerilen 137 hemşirelik tanısı bulunmaktadır. Her bir tanısal adlandırma (Etiket) altında; tanının tanımı, tanımlayıcı özellikleri (major ve minör belirti ve bulguları), ilişkili (etiolojik) faktörleri veya risk faktörleri verilmektedir.

Mevcut (gerçek) tanı tipinde olan hemşirelik tanılarında verilen tanımlayıcı özellikler, tanının var olduğunu kanıtlayan gözlenebilir ya da bildirilen belirti ve bulgulardır. Klinik olarak geçerlilik çalışması yapıl­mış tanılarda % 80 - % 100 sıklıkta görülen belirti ve bulgular major, %0 - % 79 sıklıkta görülen belirti ve bulgular ise minör tanımlayıcı özellikler olarak sunulmuştur. Minör özellikler diğerlerinden daha az önemli anlamında değildir. Sadece, bireylerin o/o 80'inden azında gö­rülmektedir.

Risk tanılarında ise, tanımlayıcı özellikler değil, risk faktörleri vardır. Risk faktörleri, ilgili problemin (tanının) gelişmesine yatkınlı­ğı artıran faktörlerdir. İlişkili faktörler ise; problemin gelişmesine yol açan ya da sağlık durumunu etkileyen patofizyolojik, tedavi ile ilişkili, durumsal ve maturasyonel faktörlerden örneklerdir. Risk tanılarında, ilişkili faktörler aynı zamanda risk faktörleridir.

Ayrıca, her bir tanısal adlandırmanın altında, gerekli olan hemşirelik bakımına ilişkin anımsatıcı nitelikte, genel ve populasyona özel (çocuklara, kadınlara, yaşlılara, topluma yönelik) hemşirelik girişimleri verilmektedir.

Yazarın Notu bölümlerinde ise, tanıya ve tanının kullanımına ilişkin okuyucuya bir anlayış kazandıracak nitelikte, kitabın yazarı L.J. Carpenito'nun 20 yıllık deneyim ve birikimlerine dayalı görüş ve açıklamaları yer almaktadır.

Kitabın il. Bölümünde, bazı major medikal durumlarla ilgili olabilecek olası hemşirelik tanıları ve kollobratif problemler (potansiyel komplikasyonlar) sunulmaktadır. Çoğu akut bakım ortamlarında geçerli olabilecek bu tanısal kümelerin 70'inde geçerli olan hemşirelik tanıları ve kollobratif problemler (potansiyel komplikasyonlar) görülme ve müdahale edilme sıklığına göre gruplanmıştır. Hemşire, gerçek-özgün durumda (bakım verilen hastanın durumunda) bu tahmini tanıların geçerli olup olmadığına eleştirel olarak değerlendirerek (ilgili tanıların tanımlayıcı özelliklerinin / risk faktörlerinin var olup olmadığına) karar vermelidir. Bu tahmini tanılara ek olarak, hemşire girişim gerektiren ek tanılar ve kollobratif problemler yönünden de değerlendirme yapmalıdır. Medikal / klinik durumlar altında verilen tanılar, gerçek durumda elde edilen verilere dayalı olarak onaylanmalı ya da çıkarılmalıdır.

Hemşirelik tanılarının Türkçeleştirilmesi Üzerine ...

Bu kitabın çevrilmesi fikrinin ve eyleminin temelinde hemşirelik tanılan konusunda bilgiyi daha yaygın bir kapsamda paylaşma isteği ve amacı yatmaktadır.

Bu kitap, amputasyonlu ya da kortizon tedavisi alan bir hastaya "Beden İmgesinde Bozulma" tanısı koyan, ancak hastanın öz-bakımına katılmamasından dolayı, hastayı "hijyenik alışkanlıkları kötü" ya da "kendisi yapabilecekken hemşire öğrencileri kullanmak istiyor" diye niteleyen öğrencilerime yardım etmekte yararlandığım; kayıp, kriz, duyusal yoksunluk gibi bir çok kavramı sadece soyut olarak tartışabilen öğrencilerime bu kavramların işlevselliğini göstermekte baş vurduğum; hastaları bütüncül olarak ele alma, girişimleri planlama, uygulama, so­nucu değerlendirme ve kaydetmekte hemşire arkadaşlarıma rehberlikte kullanışlı olduğunu gözlemlediğim kaynakların en önde geleniydi. Bu kitap, klinik uygulama alanlarında, bakımı planlama sürecinde belirsizliklerimizi azaltmış, birçok şeyi gölgelerin arasından çekip çıkartmıştır. Kitabı Türkçeleştirerek bunları paylaşmak istediklerim bu deneyimlerdir.

Henüz Türkçe literatürde tutarlı ve yerleşik adlandırmaları yapılmamış terimleri (Tanısal adlandırmaları/ etiketleri) Türkçe olarak basılı hale getirmenin yükümlülüğü yorucu bir mücadele gerektirdi. Zaman zaman adlandırmalarda yoğun ikilemler yaşadım. Bu ikilemlerde hep ana amacı göz önünde bulundurmaya çalıştım. Türkçe'yi koruma kaygım bilginin yayılmasını engellememeliydi. Bu durumlara bazı örnekler; ineffective sözcüğüne etkisiz sözcüğü karşılık gelir miydi? Etkisiz denilemezdi çünkü, olumsuz da olsa bir etki söz konusuydu. Effective sözcüğü etkili yanında, "actual", "practical" gibi anlamları da kapsıyordu. Sonuçta bu sözcük okunduğu gibi kullanıldı. "Collobrative Problems" karşılığı olarak "ortak problemler" uygun olabilirdi. Ancak, bu terim personel problemlerini (hemşire ve doktorun ortak problemlerini) çağrıştırdığı için tercih edilmedi ve ses uyumu da dikkate alınarak "Kollobratif Problemler" olarak kullanıldı. Buna benzer komplikasyon, transfüzyon, enflamasyon gibi birçok sözcük vardı.

Sonuç olarak, çeviride dilimizin ulusallığı kadar bilimin evrenselliği temel kaygımdı. En iyisi yapılmaya çalışıldı. Olumlu yönlerin ve olumsuzlukların tartıldığı bir değerlendirmede bazı kusurların bağışlanacağını umuyor, hemşirelik tanılarının Türkçe adlandırmalarının bilgiye dayalı, yapıcı eleştirilerle gelişeceğine inanıyorum. Kitabın, hemşirelik tanıları konusunda, bilgiye dayalı fikir oluşturma ve ülkemiz hemşirelerinin bu konudaki evrensel çalışmalarda yer alması sürecine bir katkıda bulunması dileklerimle ...

Doç. Dr. Firdevs ERDEMİR Eylül 1998